Selim İleri Anısına

Dünya bensizken…

Selim İleri

Elli yıl öncesinin Kadıköyü. 1948 sonbaharı. 1998 sonbaharı henüz gelmedi; kırk dokuz buçuk yıl diyebilirim.

Kadıköyü’nde bir fotoğrafhane. Hangisi? Kadıköyü’nden tek bir fotoğrafhane hatırlayamıyorum. Benim bildiklerin Beyoğlu’ndakiler. Ama bu fotoğraf doğduğum yakada çekilmiş.

Bir sonbahar günü olduğunu annem söylerdi. Sıcak bir sonbahar günü olmalı. Giysiler hala yazlık. Ablamınkini hiç hatırlamıyorum.  Anneminki hayal meyal: Sonradan dikiş makinesinin örtüsü olan çiçekli emprime mi?

Beş altı ay sonda doğacağım. Ablama bir kardeş “geleceği” haber verilmiş. Bu fotoğrafın çekilişi sebebi de o haber.

Haberden kimse memnun görünmüyor. Babamın yüzü iyice asık. Ablam gülümser gibi, oysa ağlamaklı; ekose tafta kurdelası adeta titriyor. Annem kilo almış; ne var-ne var annemin gözlerinde?!

Belki o yüzden bu dünyaya gelişim kimseyi ilgilendirmeyecek! İşte bu fotoğrafa baka baka yıllarca böyle düşünmüştüm. Beni istemiyorlardı, diye düşünmüştüm. “Hiç öyle şey olur mu!” denirdi bana.

Şimdi bu fotoğraf ana-baba özleminden ayırt edilemiyor. Dünyaya gelmemiş olup bilinmezlikte, öncesizlikte onlara sevgiyle bakabilirdim…

Fotoğrafhaneden çıkınca nereye gittiler? Moda’da çay bahçesine mi?

Yorum yapın