PERA EDEBİYAT 5. SAYI!
Pera Edebiyat beşinci sayısıyla yayında. Yeni sayıda görüşmek üzere!
Pera Edebiyat beşinci sayısıyla yayında. Yeni sayıda görüşmek üzere!
Zaven Biberyan, yirminci yüzyılın en çarpıcı Ermeni yazarlarından biri olarak Türkiye’nin azınlık topluluklarının dünyasını, bireysel travmalarını ve toplumsal baskıları edebiyatıyla işleyen, okurun gözünün önüne seren bir kalemdi. 1921’de İstanbul’da doğan Biberyan, çocukluğundan itibaren Ermeni kimliğinin getirdiği ikilemleri, sosyalist ideallerini ve baskı altında ezilen bireyin çaresizliğini eserlerine yansıttı. Saint Joseph Lisesi ve İstanbul Ticari İlimler Akademisi’nde …
“Ali Nurdoğan – Zaven Biberyan – Travma, Şehir ve Aile Üzerine Notlar”devamını oku
ŞEBNEM’E MEKTUP – 2 Şebnem, Grup sözcüsü henüz yetmiş yaşında bile değilmiş. Sığınağım olan bu bungalov bozması yerdeki kaçıncı uyanışımdı bilemiyorum. Sözcü eline aldığı usturayla kız ve oğlan çocuklarının saçlarını tek tek, muntazam bir şekilde kısalttı. Hepsini yolladıktan sonra yüzüne bir rahatlama geldi. Çadırların hala kurulu olduğu yerin az ötesinde banyo yapılan yere girdi. Çıktığında …
“O kadar kuvvetle hülya edeceğim ki / artık burada mevcut olmayacağım” Sabır, uzak çatılarda bulutların gölgesidağıldı geçerken rüzgâra aldanarakpencerede bir kedi, rüzgârdan uykusundayağmurları izledi korkunç anılarındasokulmuştuk yanına çamurlara batarakdüşler de su oldu, görüyor musunbizi de tanıdı o karanlık liman parmaklıkları varmış gerçeğingöğü dikine kesen, yolu enine kesengündüzü alevce yakan, geceyi buzca yakansiyah bir gemi gibi …
Yeni bir gün. Yeni ve yine karanlık. Sabahları inatla yüzünü göstermeyen güneş, etrafında pervane olan dünyayı pek kale almışa benzemiyor. Belki de asıl suçlu, kışa ayak uyduramayan yaz saati uygulamasıdır, bilemiyorum. Haftanın üç saati sosyal bilgiler dersinde anlatılanlara kulak misafiri olup da öğrendiklerim şöyle kenarda dursun. Bugüne özel, mühim olan başka bir konu var. …
Seyit o yaz buğdayı değil, toprağın altındaki hayali kovalamaya başladı. Seher vakti güneştepelerin ardından yüzünü göstermeden evvel harman yerine giden köyün erkekleritarlalarında oraklarına sarıldığında, o da kazmayı eline alır, evinin avlusundaki toprağıeşelemeye başlardı. Emine sofada kaynattığı tarhanayı avluya getirirken kapını eşiğindenkocasına göz ucuyla baktı. Anlaşılan bugün de harman yerine bir başına gidecekti. İkiyaşındaki oğlu Hasan’ı …
Arsız bir sevdayım benUçurumda dağlarına tutundumHep bahar yorgunuyumHer renk açan güllerine tutundum Sen sarp kayalıklarda gezenNazlı bir ceylansınSenli duygularımınMahremine tutundum Hangi nehir senin kadar uzunduBilmem kaç yüreğe can suyu oldunKibele’nin bereketi var sendeKurumayan çöllerine tutundum Karadeniz’in hırçın dalgasıyımTepelerin arkasındaki sessiz çığlıkKaç şahin uçurdum sanaDuymayan dillerine tutundum Unutma hiç cennetine kandığımFesleğen kokuları alıncaSokakların duvar yazılarındaBir köşede …
Bugün günlerden ne Ayın kaçı İsimsiz Mektup kimeGürültülü zihinlerin geçtiği ve bekleştiği köşeSessiz aramalara çaput bağlarken koklandı tütsülerGökyüzü ve yeryüzü arasına sıkışmış ne varsaÇekip çıkarttılar yer altına doğruKesik elektrikler, ödenmemiş faturalar yığınından çekip çıkardım kendimiBelirsizlik ağlarını örüp örüp kaçmış örümceklerUzun uzun esneyen ve basit hesaplar peşinde koşturanların oynadığı dramaOtobüs koltuğuna sığamamış dertler ve bedenlerHer beş …
I.tenimin dibinde, yüreğimin çok uzağında sıralı evlerböyle yaşlanacak bu yeryüzü derdimböyle bitecekbir geyiğin göğsündeki yaraylabir ağacın gövdesindeki balta iziyle II.gül kırmızısı bir sabahilk sen öpmüştünher şeyi ilk adıyla hatırlayan o atıyemyeşil ve yağmurluydu dudağın gözlerimin dünya dediği yerleapansız bir boşluğa düştüğüm rüyane çok benziyor sana III. ikimizin uzağının toplamıilk adıyla büyümeyen şehirler ve yüzler sana …
Yaklaşma, epeydir bulanığım fazlaca;Uçurumlar inşa ederim enkazımdan.Bütün çarmıhlar, bana gerilir,Lavlar fışkırır ağzımdan.Bilmezsin; obur bir aşçıdır girdabım,Yapar ve yutar beni. Yaklaşma, epeydir bulanığım fazlaca;Kalbim, aynasıdır kırık oyuncaklarımın,Birbirimizi görürdük kendimizde.Çünkü bir kibrit ömrüydü çocukluğum,İnler hâlâ mahzeninde. Yaklaşma, epeydir bulanığım fazlaca;Her kâbus, tinimle besler giyotinleri.Bir öksürük fırtınası yayılır yapraklardan.Empresyonist ağıtlar yükselirYıldızlı gecelerden.Ve zehir damlar gözlerimdenSonsuz, karanlık kadehlere. Bilmezsin; …