
Apollo’ya Ağıt
aramızda görünmez bir duvarın boşluklarını dolduruyor zaman baktığım hiçbir yerde durmuyorsun
uğruna harcanacak bir göğüm kalmadı
bazı gün batımları ipe diziyorsun geçmişi gün ağırırken beyaz bir çarşafı gerer gibi yakındığın ne varsa yeniden deniyorsun
iki kere iki dört etmez her zaman bilmiyorsun
insan birine susayınca içinin yanılgısı hiç bitmiyor.
-her şey geçiyor hiçbir şey geçmese de-
adını çağırdığın ruhların anısına söyle Apollo ne zaman bitecek söylediğin
a
r
y
a
o şiir hiç yazılmadı.
kurulsun ve yıkılsın şehirler
yedi defa yıkansın yağmurlarda yasımız dönülsün o yollardan
sevgilim
kırdığın aynanın uğursuzluğuna yenildin
sen bin yıldır göğsündeki bıçakla dolanıyorsun bir ağacın kökleri nasıl sızarsa toprağa
ardına saklandığın dağın gölgesi oyukta
dön yavaşla
dön dur
bin defa
aynı hızla
beni üç defa ışığında ıslat çığlığın beni üç defa ümitli yolculuklara çıkar üç yetmez hadi baştan sayalım
sen 209 da kalıyorsun
ilk defa o gün o gün
ilk defa surlarımı çiğniyorsun bir tay doğuyor
toplayıp toplayıp döküyoruz geceyi
asılıyor tenim sabahına ipe sökülüyor bir deniz içimden sevgilim bir şehir ikimizden
sen 209 da kalıyorsun
bir kadehin parmaklarında yürümesiyle bir gecenin silinişi
aynı boşlukta dolanıyor bir rüyadan uyanır gibi
yeniliyorum bir kapının kapanışına bir dağa ç
a
r
pa
çar
pa
heybetli bir vazgeçiş yankılanıyor 209 da sevgilim
narlarımı geri ver
-aynı nehirde iki defa yıkanılmaz-
