
bir fotoğraf,
yüzün ne kadar da bugünler
gögüs kafesindeki sen , birkaç yüzyıl öncesi kemik çağının
yüzümde iyilikten kuruyan bir ağaç
özlüyor dağ yeşili yağmurları
sesini hayal ediyorum
avucumun içinde ter baloncukları
bir fotoğraf,
yüzün ne kadar da bugünler
göğüs kafesindeki sen
eski bir plakta hep genç kalacak bir şarkı gibi
gecenin amasız sokaklarında
gezen uzun bir saç
sezen’in sesiyle rastlaşsın istiyorum bir sokakta
“sen de kendi payından bir hatıra seç ne olur
o ben olayım, beni unutma”
bir fotoğraf,
yüzün ne kadar da bugünler
göğüs kafesindeki sen ve gözlerin
inandığım o baharda
yanık izleri ile birbirine bakmayan evler kadar
kıyıların hiçbir çocuğu kaybetmediği yolculuklar kadar güzel.
