
Henüz kafenin açılmadığı günlerde binanın önünden geçerken ilk göze çarpan 300 yılı aşkın ıhlamur ağacı olur. Bazı ağaçlar durdurur insanı geçip gitmenize izin vermez, biraz daha seyretmek istersiniz. Bu ağaç onlardandı.
Sonrasında ise binanın yan tarafına bir kağıt asıldığını gördüm. “Sevgi Soysal Yürümek kitabını bu binada yazmıştır” diye. Binanın tanıklığı…
Sevgi Soysal bu binanın üçüncü katından ağaca, bahçeye, hayata, içine bakmıştı. Şimdi biz de buna tanık oluyorduk.
Bu yazının üzerinden bir yıl geçmeden bir kafe açıldı bu binaya. Tante Rosa.
Geniş kırmızı şemsiye bahçeye konmuş insanların nefeslendiği bir yer olmuştu. Ağaç da yanı başınızda.
Kafeye ilk gittiğimde sorduğum şey Tante Rosa kitabına atıfla menüde özel bir yiyecek ya da içecek olup olmadığıydı. Rosa kahve. Kremalı sütlü ve üzerine kuru pembe gülün yerleştirildiği kahve.
Kafeye giderken Tante Rosa kitabımı da yanıma almak istedim. Sevdiği kitapları paylaşma gibi bir huyu olanlar anlar bunu. Tante Rosa kitabımı kitaplıkta bulamadım. Ama aldığım not duruyordu: Bir kadının tüm kadınlık hâlleri, hayalleri ve haliyle hayal kırıklıkları. Yeniden başlama gücü. Bir saflığı giyinip her seferinde gerçeklerle çırılçıplak kalması. Bedenini, kendisini unutması için uğraşan “kolluk kuvvetleri” ile başa çıkışı. Bir parçası daha kırılarak ama o zaman da gene hayallere sığınması. “Bir yeni pabuç altı gibiydi Tante Rosa hiçbir yaşantısına basmamıştı.”
Kitabı birine vermiş ve geri alamamış olmamın bir hediyesi vardı yalnız kafede; çok güzel bir hikaye.
Kafeye gelen biri Tante Rosa kitabını alıp geri getirmemiş. (Bu kitabın yazgısı gibi.) Bunu öğrenen bir çift kafeye bu kitabı hediye olarak götürmüş. Kafedekilerin bu zamanda bu kadar güzel aşk olabiliyor muymuş dedikleri çiftin mekânı olmuş burası. Bir süre sonra hiç ihtimal vermedikleri ayrılık bu çifte de uğramış. Ayrıldıkları günden beri kafeye her geldiğinde Tante Rosa kitabına yazılar yazmış çiftin erkek tarafı. Her sayfası neredeyse doluydu. Kitabı eline alıp bu yazıları okuyanlar da kitaba ek yapmaya başlamışlar. Kafede olduğum süre içerisinde iki genç kız da biz de yazabilir miyiz diye izin isteyip yazı yazdılar. Kolektif bir kitap geliyor olabilir. Tante Rosa’nın hayalleri yıkıldıkça nasıl yeni hayaller kurduysa, kitabı okuyanların da bitmiyor.
Bir kitap başka bir kitabı doğurur, bir hayal başka hayallere yol açar.
Belki de hiçbir pabuç altı yeni kalmaz. Her hayatın hakkı verilir.
